Google
Bilimsel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilimsel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Eylül 21, 2007

Neden Gıdıklanırız =)

Gıdıklanmak rahatsız edici olduğu kadar eğlendiricidir de. Başkaları tarafından, hatta bazen dokunulmadan gıdıklanırız, ama kendi kendimizi gıdıklayamayız. Bazıları gıdıklanmaya karşı çok hassasken bazıları etkilenmez bile.

Bir insan gıdıklanınca, derinin yüzeyinde bulunan küçük sinir lifçikleri harekete geçer. Özellikle tüyle okşama, böcek yürümesi gibi olaylara hassas olan bu lifçikler, sinyalleri beyne gönderirler. Ancak araştırmacılar bu sinyallerin beyinde nereye kaydedildiğinden emin değiller. Beyinin gıdıklanmaya tepkisi, kaşınmaya olan tepkisi gibi, gönülsüz yapılan bir tepkidir.

Gıdıklama ile kan basıncı artarken, nabız ve kalp atışı hızlanır, beynin uyanıklığı fazlalaşır. Gıdıklanmanın fiziksel olduğu kadar psikolojik yanı da vardır. Gıdıklanma başlangıçta zevkli olabilirse de sürdürüldüğünde korku ve paniğe dönüşebilir.

İnsanların daha çok gıdıklandıkları yerler, ayak altı, avuç içi ve koltuk altı gibi bölgelerdir. Bunun nedeni, buraların çok hassas bölgeler olmalarıdır.

İnsan beyni vücuda gelen uyarıların hangisinin insanın bizzat kendisinden, hangisinin dışarıdan geldiğini ayırt eder ve ona göre öncelik verir. Örneğin, elimizin yanması gibi acil refleks gerektiren dışarıdan gelen uyarılara öncelik verir. Bu nedenle bir başkası tarafından gıdıklandığımızda reaksiyon gösteririz ama kendi kendimizi gıdıklamaya çalıştığımızda beyin bu noktalardaki hassasiyeti azalttığından gıdıklanamayız.

Çarşamba, Eylül 19, 2007

İnternet Sosyalizasyonu Öldürüyor!

Dr. Arısoy:İnsanlar aynı evin içinde ama 'mutfakta buluşalım' diyorlar
Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özden Arısoy, internetin yanlış kullanımının sosyalizasyonu ortadan kaldırdığını söyledi.
Doç. Dr. Arısoy, Türkiye'de aile yapılarının çözülmeye, boşanmaların artmaya, tahammül oranlarının azalmaya başladığını ifade etti.

Türkiye'nin hızlı değişim geçiren bir toplum olduğunu vurgulayan Arısoy, şöyle devam etti:
"Türk toplumu göçebelikten şehir hayatına, şehir hayatından da endüstrileşmeye çok hızlı geçmiştir. Bizim bir özelliğimiz, değişime çok çabuk uyum sağlıyoruz. Çok çabuk uyum sağlarken de bazı özelliklerimizi çok hızlı kaybediyoruz. Hızlı değişim, toplumun temel değerlerinin de hızlı bir şekilde yitirilmesini beraberinde getirdi."

Türkiye'nin bilişim teknolojisindeki yeniliklere de çok hızlı ayak uydurduğunu, internet teknolojisinin de bunlardan biri olduğunu anlatan Arısoy, konuşmasına şöyle devam etti:

"İnternet, dejenerasyonu hem artırdı hem azalttı. İnternete girdiğiniz zaman sanal bir dünya var. Sanal ilişkiler var; yüz yüze, karşı karşıya değilsiniz. Sohbet yapıyorsunuz, karşınızdakinin içsel dünyasından yüz ve mimiklerinden habersiz olarak yazışıyorsunuz, hatta karşınızdaki kişinin cinsiyetinden bihabersiniz. Güya ikili duygusal ilişki yaşıyorsunuz ama karşınızdaki kadın mı erkek mi, onu bile bilmiyorsunuz? Gerçeklikten uzak bir durum."

İnternetin yanlış kullanımının sosyalizasyonu da ortadan kaldırdığını anlatan Arısoy, "İnsanlar, aynı evin içindeler ve 'mutfakta buluşalım' diyorlar. Aynı salonda oturup, günün nasıl geçtiğine dair sohbet etme, 'ne yaptın, ne ettin?' diye sormak, birbirine dokunmak, birbirinin gözünün içine bakmak, duygusal konuşmalar kalktı, ayrı odalardan bilgisayar üzerinden ilişki kuruyorlar" diye konuştu.

Deneyin ilginç Bir Araştırma!

bir ignliiz üvnsertesinde ypılan
arşaitramya gröe, kleimleirn hrfalreiin hnagi srıdaa
yzalidkilraci ömneli dğilmş
öenlmi oaln brinci ve snonucnu hrfain yrenide omlsaimyiş
aradakai hfrailen srisai kriaişik osla da ouknyuorumş.
çnükü kleimlrei hraf hraf dğeil bri btün oalark oykuorumşz